Hasret

� 15.5.2005 -


 

Uzatın Elinizi

 

 

 

 

 

 

Yorum (19) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

� 14.5.2005 -


 

Çalışan çocuklar gelişemiyor

 

Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim Fakültesi Sağlık Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emel Alphan ve araştırma görevlisi Süleyman Avcı tarafından gerçekleştirilen araştırmada çalışan çocuklarımızın bedensel gelişimlerinin dünya standartlarının altında kaldığı belirlendi.

Kartal’da konfeksiyon, tesviye ve berberlik işkollarında çalışan 15-19 yaş grubundaki 186 çocukla yapılan araştırmada, boy ve ağırlıklarının Dünya Sağlık Örgütü standartlarının altında olduğu anlaşıldı.

Araştırmaya katılan çalışan çocukların yüzde 72’sinin günde en az bir öğün atladığı ortaya çıktı. Öğün atlayan çocukların yüzde 46.9’luk oranla en fazla sabah kahvaltısı yapmadığı gözlenirken, yüzde 12.1’inin öğle, yüzde 9.1’inin akşam, yüzde 3.9’unun sabah ve öğle yemek yemediği tesbit edildi.

Çalışan çocukların genellikle karbonhidrat ağırlıklı beslendiği gözlenirken, yemeklerde en çok çorba, pilav, makarna ve ekmek tükettikleri belirlendi.

Araştırmaya katılan çocuklardan sadece yüzde 6’sının günde 8 saat çalıştığı, yüzde 62’sinin ise 12 saatten fazla çalıştığı görüldü. Bu çocukların çalışma süresinin uzun olması nedeniyle enerji ihtiyacının artmasına karşın, yeterli enerjiyi alamadıkları ortaya çıktı.

Çalışan çocuk ve WHO standartları

Yetersiz ve dengesiz beslenme nedeniyle çalışan çocukların boy, ağırlık ortalamaları ve Beden Kitle İndeksi (BKİ) değerlerinin Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarının altında kaldığı görüldü.

WHO standartlarına göre 15-19 yaşları arasındaki erkek çocukların ortalama boy uzunluğu 172.9, kızların 162.8 santimetre iken, araştırmaya katılan çalışan erkek çocukların ortalama boy uzunluğunun 169.3, kızların 160.8 santimetre olduğu tesbit edildi. Yine WHO standartlarına göre bu çağdaki erkek çocukların ortalama ağırlıkları 62.8, kızların 55.1 kilogram iken, araştırmaya katılan çalışan erkek çocukların ortalama ağırlığı 58.4, kızların 51.6 kilogram olarak belirlendi.

Yorum (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

� 14.5.2005 -


 

 

UZATIN ELİNİZİ

 

ONLARA YARDIM EDEBİLİRİZ

UZATIN ELİNİZİ

Yorum (5) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

� 10.5.2005 -

 


 

 

UZATIN ELİNİZİ

Resimdeki çocuklardan biri sizin çocuğunuz olsaydı ne hissederdiniz?

Sokak çocukları hepimizin kanayan yarası...

Yaramıza el atalım..!

 

Yorum (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

� 1.5.2005 -


 

Hasretim dağlaradır benim, karlı dağlara

 

 

 

 


 

Bir süre sonra


 

Bir süre sonra Bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki İnce farkı öğrenirsin.
Ve aşkın yaşlanmak Birlikte olmanın da güvende olmak Anlamına gelmediğini öğrenirsin.
Ve öpücüklerin sözleşme Ve hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye Başlarsın
Ve yenilgileri Başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın bir çocuğun üzüntüsüyle değil, bir yetişkinin zarafeti ile, ve her şeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin
çünkü yarın ile ilgili her şey belirsizdir. Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu Öğrenirsin Eğer fazla maruz kalırsan

Bu yüzden, Başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden Kendi bahçeni yarat Ve kendi ruhunu kendin süsle. Ve göreceksin ki dayanıklısın... Ve kuvvetlisin Ve değerlisin.

Yorum (4) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

� 1.5.2005 -


 

Sen Ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş

 

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... "Nereden çıktın bu vakitte" dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; "Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, ...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş... Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş...

 


Yorum (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

Hakkımda

Hasret

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilimi Göster
Arşivler
Eposta
Sayfa 1 , Toplam:1
Son Sayfa |